Sagopa Kajmer -
Bir Pesimistin Gözyaşları
[Pessimist's tears]


Aldanışlar orada kaldı, aldatıldın ahın vardı, aldatıldım ahım aldı,
Delusions were left there, you were fooling yourself, were cursed, I was fooling myself and was cursed
yalvarıldım vahım oldu, aldanışta masum oldun,
I was begging, what a pity, you were innocent in your delusions
yalvarışta yüzüm soldu. dikene battı yalanın ağzı,
in entreaties my face bleached. Lies' mouth run into a thorn
yatsılarda mumlar öldü. düşümü böldü sevgi
in twilighth candles died out. Love broke my dreams
çölünün ölüme çeken o kavuran nefesi, akşamında leşime baktım,
this burning, murdering breath of the desert, looked at my carrion at evening
peşime takılan adını kazıdım, ümidi çaldım, ahı yanıma vardı,
I scraped off your name that was sticking to me, stole hope, curse has approached me
vahımı şarkı yaptım, dinledikçe ağladım, gözyaşım!...
I turned my regret into song, was listening and crying, my tears
insan umudu taşıdı, kimisi kırdı umudu,
man had a hope, someone broke it
lakin kiminin sahip olduğu tek şey oydu, hepsi buydu.
but it was the only thing someone had, it was everything
yoksulluk korkusuyla ömrü servet peşinde harcayanda gördüm
I saw those who wasted their lives chasing riches out of fear of poverty
fakirliğin özünü, çevirdim yüzümü, dostumundu teklif,
the essence of poverty, I turned, it was an offer of my friend
düşmanındı ısrar, acaba nereye kadar sürer bu tekrarlar.
enemy's persistence, I wonder how long will those attempts last
yalanlara radar olsan neye yarar, zararın dönüşü kârın el mi sallar?
even if you'll be a lie detector, what's the point, does the loss compensation bring profit?
batan güneş yine doğar. batan gemi yatan mezar,
a sun that sat is rising again, a grave of sunk ship
azar azar kazar mezar, kumar umar arar, yazar kader kime
digs a grave little by little, looks for gamble and a way out, who did destiny write it for
çıkarsa bahtı tahtı kapar, tanrı bunu hep yapar.
if it'll work, will grab the fate and the throne, god does this all the time
salla gitsin arzular gemiler zaten batık, yolla gitsin mektuplar
wave your hand goodbye, let the desires leave, besides, the ships have already sank, send your messages
adresin mi kayıp? zorla güldü âmâlar ağlamak mı ayıp?
is the adress lost? the blind were giving a forced laugh, is it a shame to cry?
korla yandı umutlar geçen dünü sayıp,
hopes were burning coals, counting up the day that passed
yor ki aklını hakkını sorgula düne bakıp?
weary your mind, ask about your rights, looking at yesterday
 
 
Kaç tabut gömülecek yeraltına ve kaç kişi gidecek habersiz uzaklara?
How many coffins will be buried, how many men will go away in obscurity?
kaç yalan yıkacak güvenleri? kaç satır yazılacak kader kitabına
how many lies will destroy hopes? How many lines will be written into fate's book
ve kaç dua edeceksin tanrına,
how many tiles will you pray god
kaç damla gözyaşı dökeceksin uğruna? kaç yarın bekleyeceksin?
how many tears will you cry for this? How many tomorrows will you wait
sonralara kaç damla gözyaşı?
how many tears for what will be next?
 
 
Tasanın etrafında gezgin olmuş insanlar kısacık molalarda
Surrounded by concerns, people travel with short halts
tanıdılar mutluluk denen kelimeyi ve tanrı bâş etti,
they learned the word "happyness", and god managed
çile doğdu, hile koydu adını günahın. sille vurdu,
was born in suffering, slyly named the sin and slapped in the face
illeler inatçı yordu, sınava tabi tabiat ananın evlatları rabbi tanımadı,
especially wearied teh stubborn, of course, he didn't recognize the nature's children for the test
kimisi küfretti yaradana, zülmetti kendine,
some were cursing at the creator, were acting meanly towards themselves
hükmetti paraya, çoğuna paralar sıktı kurşunu yaralar açtı durumu battı.
took hold of money, money shoot at many of them, wounds have opened, situation got screwed up
dünya malı uçan halı, kırılır dalı her ağacın,
acquired riches are the flying carpet, break the branches of all trees
yıkılır her bina affette, gofret, bedelindir o dökülen tuzlu yaşlar,
buildings collapse in calamities, these salty tears are the price
haşlar gözünü yıka yüzünü, hüzünü her adem tanır,
pour boiling water over your eyes, wahs your face, every person knows what sorrow is
geçici bir dövmesin şeklini çizdi tanrı topraklara;
god has drawn some temporary tattoo on the ground
vakti gelince kazma kürekle silineceksin.
when the time will come, you'll be erased with spade and shovel
dayanacağın bir duvarın yoksa ör hadi,
if there's no wall to lean onto, come on, build it
kuvvete dayanamayan adalet aciz, adalete dayanamayan kuvvet zalimdir,
justice that won't stand the onslaught is powerless, power that won't stand the justice is cruel
hakkımı isterim, payıma düşen herşeyi alırım felsefesi,
I demand my right, everything that is in my share, I'll take it philosophically
haksızlık oyunlarında hakkı yendi, rengi kaçtı yaşamın, derdi sardı,
in the games of arbitrary rule right was defeated, life got colorless, surrounded the grief
yaranın acısı tacı attırdı krala dahi, bir ömür fani, bir umut hani?
pain of the wound made kind renounce his crown, life is perishable, where's hope?
tebessüm vahi, kabusum gani yazdıklarım;
smile is empty, my writings are full of nightmares
yazacaklarımın güvencesi sago k.
the guaranty of what I'll write - Sago K.
 
 
Kaç tabut gömülecek yeraltına ve kaç kişi gidecek habersiz uzaklara?
How many coffins will be buried, how many men will go away in obscurity?
kaç yalan yıkacak güvenleri? kaç satır yazılacak kader kitabına
how many lies will destroy hopes? How many lines will be written into fate's book
ve kaç dua edeceksin tanrına,
how many tiles will you pray god
kaç damla gözyaşı dökeceksin uğruna? kaç yarın bekleyeceksin?
how many tears will you cry for this? How many tomorrows will you wait
sonralara kaç damla gözyaşı?
how many tears for what will be next?
 
 
neden ölüyorsun anne?
Why are you dying, mother?
bak vakit doldu, sıram geldi...
time is up, now it's my turn
ah hayır sakın korkma bir tanem ölümde hayatın bir parçası,
but don't be afraid, my darling, death is also a part of life
vakit varken tomucukları topla zaman hala uçup gidiyor
While there's still time, collect the buds, time's flying fast
ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir!..
and the flower that is blooming today can be dead tomorrow